Üçyol İzmir 2026 Noel İçin Travestilerin Dilekleri
Üçyol 2026 Noel Işıkları Altında Travestilerin Dilekleri
Kış geceleri İzmir’in kalbine biraz daha dokunur.
Üçyol’da sokak lambalarının altına serilen turuncu ışıklar, vitrinlerdeki çam süsleri, uzaklardan gelen müzik…
Ve o kalabalığın içinde, görünmeyen ama hissedilen bir sıcaklık: travestilerin umut dolu dilekleri.
“Bu yıl kimse yalnız kalmasın”
Merve, 29 yaşında. Üçyol’da bir kuaförde çalışıyor.
“Noel bana çocukken televizyonlarda gördüğüm o sıcak sofraları hatırlatıyor. Bizim soframızda bazen sadece iki kişi oluyor ama gülüşlerimiz çok. Bu yıl dileğim şu: kimse yalnız kalmasın. Herkes bir el, bir ses, bir sıcaklık bulsun.”
Sözleri basit ama içten. Çünkü Üçyol’un ışıkları en çok yalnız kalanların gözlerinde parlıyor.
“Kabul görmek bir hediye gibi”
Ayça, 34 yaşında, sahneye çıkan bir drag sanatçısı.
“Noel ağacının altına hediye koymuyoruz belki ama ben her sabah kendime bir dilek diliyorum. Bu şehirde, bu bedende, bu kimlikle ayakta kalmak da bir kutlama aslında. 2026’da sadece görünür değil, kabul gören biri olmak istiyorum.”
Ayça’nın kırmızı ruju, Noel ışıklarıyla yarışacak kadar parlak.
Ama en parlak olan, gözlerindeki inanç.
“Birlikte olalım, birbirimizi koruyalım”
Deniz, 25 yaşında, Üçyol’da yaşayan bir öğrenci.
“Bazen en büyük dilek, huzur. Başkası bakarken yargılamasın, korkmayalım, gülerek yürüyelim. 2026’da kendim olmaktan utanmadığım bir şehir diliyorum. Belki bir kahve masasında, belki bir pazar yerinde — yeter ki birbirimizi anlayalım.”
Üçyol’un Noel Gecesi
Noel akşamı geldiğinde, Üçyol’da bir apartmanın penceresinde küçük bir çam ağacı yanar.
Renkli ışıklar, karton yıldızlar, kahkahalar ve dışarıda hafif bir yağmur sesi…
O gece herkesin dileği farklıdır ama anlamı aynıdır: umut.
Birileri aşk diler,
birileri aile,
birileri sadece “bir gün daha iyi hissetmeyi.”
Ama hepsi bir ağızdan aynı şeyi fısıldar:
“Biz varız. Ve güzel şeyler dilemekten hiç vazgeçmeyeceğiz.”
Editör Notu:
Bu yazı bir kutlamadan çok, bir hatırlatma.
Her kim olursak olalım, dilek tutmak hakkımız.
Ve belki de en güzel dilek, birbirimizi gerçekten duymak.
Bir Mum Işığı Gibi — Üçyol’un Noel Gecesi
O gece Üçyol biraz daha sessizdi.
Yağmur ince ince yağarken, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden rüzgârın taşıdığı Noel melodileri duyuluyordu.
Sokak lambalarının altında yürüyen üç kişi vardı: Merve, Ayça ve Deniz.
Her biri farklı hayatlardan gelmişti ama o akşam, dilekleri aynıydı.
🎄
Merve’nin elinde küçük bir kese vardı; içinde bir mum, bir anahtar ve bir not kağıdı.
Kağıtta sadece bir cümle yazıyordu:
“Bu yıl kapılar kapanmasın.”
Yürürken “Geçen yıl tam bu köşede biri bana ‘yine mi sensin?’ demişti” diye fısıldadı.
Ama bu sefer yüzünde bir tebessüm vardı.
“Artık utanmıyorum,” dedi.
“Çünkü ben de Noel’in bir parçasıyım.”
Ayça kahkahasıyla sessizliği böldü.
Omzundaki kırmızı paltosunu düzeltti, vitrindeki ışıklara baktı.
“Benim dileğim mi?” dedi, gözlerini kaldırarak.
“Sahneye çıktığımda kimse ‘gerçek mi?’ demesin. Çünkü evet, bu da benim gerçeğim.”
Rüzgâr saçlarını savurdu, rujunun kokusu ıslak havaya karıştı.
Bir an durdu, vitrindeki kar küresine baktı ve gülümsedi.
“Bak,” dedi Merve’ye, “içinde küçük bir ev var. Belki bir gün bizim de böyle bir evimiz olur.”
Deniz ise sessizdi.
Sadece elindeki kartpostalı sımsıkı tutuyordu.
Kartın üzerinde yazan satırlar kendi elindendi:
“Kendimi affetmeyi diliyorum. Çünkü bazen kendinle barışmadan kimseyle olamıyorsun.”
Ayça kartı görünce başını salladı, “En güzel dilek bu,” dedi.
Sonra üçü birlikte küçük bir kafeye girdiler.
Cam kenarındaki masaya oturup sıcak çikolata söylediler.
Masanın ortasında Merve’nin getirdiği mum yandı.
Alev titredi, ama sönmedi.
Dışarıda yağmur hâlâ devam ediyordu.
Ama içeride, o küçük masada, umut sessizce büyüyordu.
Kimse büyük şeyler dilemedi o gece.
Sadece huzur, biraz sevgi, biraz da cesaret.
Ve belki de en anlamlı dilek, Ayça’nın son sözleriydi:
“Bu şehirde herkes kendi hikayesini yazıyor.
Bizimkisi biraz kırık, ama ışıklı.
Çünkü biz bitti demeden bitmez.”



Yorum gönder