Travestilerin Aşka Dair Manifestosu İzmir’de

Sessizce Yazılan, Kimseye Benzemeyen Bir Hikâye**

İzmir, rüzgârın bile insanı okşar gibi estiği, sokaklarında özgürlüğün kokusunun dolaştığı bir şehir. Kordon’da dalgalar taşlara vururken, Alsancak’ta tramvayın raylarında ince bir tını bırakırken, bu şehir hep aynı şeyi fısıldar:
“Burada herkes kendince yaşar, kendince sever, kendince var olur.”

Ve işte tam bu şehirde; kimsenin sesini çok duymadığı ama kalbinin ritmini en derin hâliyle yaşayan bir topluluk var:
Travestiler.

Onların aşkı bazen yüksek sesle söylenmeyen bir şarkı, bazen kimsenin bilmediği bir sokakta saklı duran bir hikâye, bazen de İzmir’in gökyüzünde dolaşan hafif bir sızı gibi.

Bu içerik, o saklı şarkının, o görünmeyen hikâyelerin bir çeşit manifestosu…
Aşka dair.
İzmir’e dair.
İnsana dair.

1. İzmir’in Kalbinde Atan “Görünmez” Aşklar

Aşk çoğu zaman kitaplarda cümle cümle yazılır, filmlerde renkli sahnelerle anlatılır. Fakat travestilerin yaşadığı aşk, çoğu zaman anlatılmayan bölümlerdir; satır aralarıdır; kimsenin okumadığı ama orada duran bir dipnot gibidir.

Bir travesti için aşk;

Birinin adını yüksek sesle söyleyemeden sevmektir,

Bir mesajın görüldü olup cevaplanmasını saatlerce beklemektir,

Bazen bir omuzun sıcaklığı, bazen bir kelimenin iyileştirici gücüdür.

İzmir, işte bu görünmez aşkları kendi sıcacık dokusuna öyle güzel saklar ki; onları tanımayan biri bile sahilde yürürken bu hikâyenin izlerini hisseder.

2. Aşk Cesarettir: Travestilerin İzmir’deki En Büyük Manifestosu

Toplumun görmezden geldiği, anlamaya çalışmak yerine yargıladığı bir kimlikle yaşamak başlı başına bir cesaretken; bir de bu kimlikle aşkı sahiplenmek, işte o en derin manifesto…

İzmir’in travestileri bu cesareti her gün yeniden yazıyor.

Çünkü aşk onlar için:

“Ben de sevilmeye layığım” demektir.

“Ben buradayım, üstelik duygularımla beraber” demektir.

“Kalbim sizin kalbinizden eksik değil” demektir.

Birçok insan için sıradan olan bir “seviliyorum” dört kelimesi, bazen bir travestinin hayatında yıllar süren bir mücadeleye karşılık gelir. Ama İzmir, bu mücadelenin içindeki güzelliği görmeyi bilen bir şehir.

Belki bu yüzden travestilerin aşk manifestosu burada daha gür, daha sıcak, daha gerçek yankılanır.

3. Kordon’da Yazılan Cümleler: Rüzgârda Dağılan Ama Kaybolmayan Aşk

Kordon akşam serinliğinde yürürken, çoğu insan sıradan bir manzara görür:
Bir çift el ele, birkaç genç bankta oturmuş, martıların çığlıkları…

Fakat travestiler için Kordon başka bir anlam taşır:
Kendini gizlemeden, dilediğince var olabildikleri nadir yerlerden biri.

Bazen yanlarından geçen insanların bakışlarında bir şaşkınlık olur, bazen hafif bir gülümseme.
Ama çoğu zaman İzmir’in o meşhur hoşgörüsü ağır basar.

Aşkın en çok burada güçlendiği söylenir.
Çünkü rüzgâr, yalnızlığı bile hafif gösterir.

4. Travestilerin Aşkında Sadakat Başka Bir Dildir

Toplum travestilere dair bir sürü yanlış klişeyi tekrarlar durur. Oysa onların aşk anlayışı çoğu insandan çok daha sadık, çok daha derindir.

Çünkü onlar;

Çok kez hayal kırıklığı yaşamış,

Defalarca güvenmeyi yeniden öğrenmiş,

Kalpleri incinmiş ama yine de sevmekten vazgeçmemişlerdir.

Bu yüzden bir travestinin sevgisi, kolay kolay yıkılmaz.
Birini sevdiklerinde, tüm önyargılara rağmen yanında dururlar.
Kötü günlerde, sessiz gecelerde, kimsenin görmediği zamanlarda…

Onların sadakati, kelimelerle ölçülemeyecek kadar ağırdır.

5. Aşkın İzmir Hâli: Renkli, Özgür, Biraz Da Hüzünlü

İzmir’in travestileri aşkı yaşarken şehir de onlara eşlik eder.
Alsancak geceleri, Konak’ın kalabalığı, Karşıyaka vapurunun hafif sallantısı…
Hepsi travestilerin aşk hikâyelerine sahne olur.

Şehir ne kadar özgür olsa da, yaşanan aşkların içinde hep biraz hüzün vardır.
Belki toplum baskısının gölgesi,
Belki kabul görme isteğinin bıraktığı iz,
Belki de derinde bir yerde duran “Acaba yarın ne olacak?” sorusu…

Ama İzmir, hüzünle bile güzeldir.
Ve travestiler bu şehrin o hüzünlü ama gururlu yanıyla en çok özdeşleşen topluluklardan biridir.

6. Aşkın En Sessiz Cümlesi: “Ben de İnsanım.”

Tüm manifestonun en güçlü ve en acı cümlesi budur aslında.

Travestiler İzmir’de yaşadıkları her aşkta bir kez daha bu gerçeği hatırlatır:
“Ben de insanım. Benim de kalbim var. Ben de sevebilirim.”

Bu bir şikâyet değil, bir haykırış değildir.
Sadece bir gerçek.
Bazen düz bir cümle kadar sade, bazen Kordon’un dalgaları kadar güçlü.

7. Manifestonun Son Satırı: Aşkın Cinsiyeti Yoktur, Kalbi Vardır

Travestilerin aşk manifestosu İzmir’de bir slogan gibi değil;
daha çok bir şehrin nabzına sinen derin bir sükûnettir.

Bu manifestonun özü şudur:
Aşk, kimliğin, bedenin, toplumun kalıplarının ötesinde bir duygudur.
Aşk, insanın kendini güvende hissettiği yerde büyür.
İzmir ise birçok travestinin bu güven duygusunu bulduğu ender şehirlerden biridir.

Aşkın cinsiyeti olmaz…
Ama kalbi her zaman kendini belli eder.

Travestiler de bu kalbin ritmini, İzmir’in mavi göğüne, körfezin tuzlu kokusuna, sokaklarının özgür ruhuna nakşetmiştir.

Yorum gönder