İzmir’de Kumru Yerken Yaşanan İlginç Bir Travesti Hikâyesi
İzmir’in kendine has kokusu vardır… Deniz tuzu, gevrek sesleri, bir de gece yarısı bile kapanmayan kumrucuların o hafif tost kokusu. İşte bu karışımın tam ortasında, Konak’tan Alsancak’a uzanan kısa bir yürüyüş sırasında oldukça ilginç ve bir o kadar da sıcak bir hikâye yaşandı.
Bu hikâyenin kahramanı ise, bölge esnafının sevdiği, çevresi tarafından “samimi, neşeli ve biraz da deli dolu” diye tarif edilen travesti Pınar.
“Kumru kuyruğunda beklerken hayat dersi aldım”
O gece kumru kuyruğu her zamanki gibi kalabalıktı. Saat neredeyse 01.30, hava serin ama sokaklar hâlâ canlı. İnsanlar gülüşüyor, müzikler karışıyor, bisikletliler yanlarından geçiyor… İzmir’in o kendine has rahatlığı.
Kuyrukta herkes beklerken bir anda dikkat çekici bir kahkaha duyuluyor. Kahkaha atan kişi, kırmızı rujuyla, kısa saçlarıyla, enerjisiyle herkesi bir anda kendine baktıran Pınar.
Yanındaki genç bir çocukla konuşurken şöyle diyor:
“Hayat bazen kumru kuyruğu gibidir. Bekletir seni, sinirlendirir ama sonunda sıcak bir şey verir. Sabredersen doyar, acele edersen aç kalırsın.”
Bu söz, kuyruğun en başından en sonuna kadar herkesin yüzünde hafif bir tebessüm yaratıyor.
Kuyruğu kahkahaya boğan o an
Kuyruk ilerliyor, herkes siparişini yavaş yavaş alıyor. Tam sıra Pınar’a geldiğinde, çalışan çocuk gülerek soruyor:
“Abla, yine karışık mı?”
Pınar anında cevap veriyor:
“Hayır, bu gece hayat gibi sade istiyorum. Çünkü fazla süsleyince zaten kimse anlamıyor.”
Bu söz o kadar doğal, o kadar içten bir tonda söyleniyor ki, sıradaki herkes bir anda kahkahalara boğuluyor.
“İnsanların yüzünü güldürmek bazen en büyük lüks”
O gece yaşanan bu küçük an, aslında Pınar’ın yıllardır benimsediği yaşam felsefesini özetliyor. Kendini anlatırken şöyle diyor:
“Benim için hayat zor muydu? Evet. Ama zoru gülerek yaşarsan hafifler. İzmir’in bana kattığı en büyük şey, ‘rahat ol’ demesi… Ben de rahatım işte. İnsanların yüzünü güldürmekten de büyük bir lüks yok.”
Çevredeki esnaf da Pınar’ı çok seviyor. “Her uğradığında dükkân bir anda neşelenir,” diyor kumrucu çalışanı. “Kuyruk varsa bile bekleyenler sıkılmıyor.”
Kumru, İzmir ve bir parça insanlık
Hikâye belki küçük gibi görünebilir. Bir gece, bir kuyruk, bir kumru ve birkaç kahkaha… Ama işin özü tam da burada.
İzmir’in güzelliği, insanların farklılıklarına rağmen birbirine dokunabilmesinde saklı. Travesti Pınar’ın sıradan bir geceyi unutulmaz bir ana dönüştürmesi de bunun en güzel örneği.
Kumruyu eline alıp yürümeye başlayan Pınar’ın son sözü ise adeta gecenin özeti gibi:
“İzmir’de her sokak bir hikâye… Yeter ki gözün açık, kalbin temiz olsun.”
Ve o gece, herkes kumrusunu yerken aslında küçük bir hikâyenin parçası olduğunu fark etti.



Yorum gönder